Ölüm meleği sırtında taşırken Karun’u,
Yastaydım ben de.
Uzaktaki güçlü ışığa tutundum, düşlerimle.
Yeryüzündeki sözlerin, ufuktaki bakışların şahidi oldum
Uğurlarken Hades’in kucağına.
İki yerde ölen faniye kim inanır?
Kahine, yazılmamış ezgiye…
Kader ki,
Gece gibi kör
Ve akla sığmayan bir boşluk.
İşte aklımı saran huzur
Cesaretim ve düşlerimle
Yastaydım ben de.
Uzaktaki güçlü ışığa tutundum, düşlerimle.
Yeryüzündeki sözlerin, ufuktaki bakışların şahidi oldum
Uğurlarken Hades’in kucağına.
İki yerde ölen faniye kim inanır?
Kahine, yazılmamış ezgiye…
Kader ki,
Gece gibi kör
Ve akla sığmayan bir boşluk.
İşte aklımı saran huzur
Cesaretim ve düşlerimle
Rüya çöllerinde konuşan uğultulu ses kimin
derseniz;
Ben, Solon.
Ben, Solon.
Yüzüm Parnassos’tan öteye dalar
Şu üzerinde ekmeğimizi astığımız tapınaklar bile
“Kendini bil” diye seslenirken ufukta.
Hellen kentlerinden ve Apollon’un
Nefesiyle canlanan ateş,
Şu üzerinde ekmeğimizi astığımız tapınaklar bile
“Kendini bil” diye seslenirken ufukta.
Hellen kentlerinden ve Apollon’un
Nefesiyle canlanan ateş,
Bildim ki, Karun, kozmosun doğurduğu bir
lanet imiş.
İnsan suretinde bir ibretlik hikaye.
Yalnızca bir defa ölmez mi insan?
Ruhu bedenini terk edip,
Yaslanır yıldızların ışığına.
Karun, mutlu olmayı beceremeyen
Altınların oyaladığı şaşkın misafir,
İki dağa serilen ipin cambazı.
Dağlar ve canlar, hep bir anda, bulut oldu, kül oldu gökte
ve topyekün düştü toprağa.
İnsan suretinde bir ibretlik hikaye.
Yalnızca bir defa ölmez mi insan?
Ruhu bedenini terk edip,
Yaslanır yıldızların ışığına.
Karun, mutlu olmayı beceremeyen
Altınların oyaladığı şaşkın misafir,
İki dağa serilen ipin cambazı.
Dağlar ve canlar, hep bir anda, bulut oldu, kül oldu gökte
ve topyekün düştü toprağa.
Yonca kulptan şarap sundu bakhalar,
Rüzgarın kanatlarıyla üşüştü nimfeler.
Rüzgarın kanatlarıyla üşüştü nimfeler.
Boynu bükük engebelerde saklı kaderler
Cesetler arasında cesur kral mı olur
Kör giden at gibi şaşkın bedenler
.
Cesetler arasında cesur kral mı olur
Kör giden at gibi şaşkın bedenler
.
Korku ile düzene giren halklar
Tanrılara ruhunu kurban eder
Deukalion ile yeşermiş insan tohumu
Bir tanrının gazabına yenilmekte.
Perslerin kılıcı bu kaderi yazmakta
Güneşin ateşi, heykeldeki mağrur bakış
Uslanmaz bu yüze karşı.
Sözü durdurur bakışlardaki matem.
Hayalleri aydınlatır zamanın feneri
Tanrılara ruhunu kurban eder
Deukalion ile yeşermiş insan tohumu
Bir tanrının gazabına yenilmekte.
Perslerin kılıcı bu kaderi yazmakta
Güneşin ateşi, heykeldeki mağrur bakış
Uslanmaz bu yüze karşı.
Sözü durdurur bakışlardaki matem.
Hayalleri aydınlatır zamanın feneri
Haykırdım; Ey tanrılar!
Saklı Olimpos çocukları!
Gökte eriyen bir yıldız gibi
Dağların zirvelerine düşeceğim.
Verilse de ölümün iksiri avuçlarıma!
Bilmek, ölüp silinmeyi yenecek
Ve ışık boğacak karanlığı,
Yazılacak kitaplarda.
Saklı Olimpos çocukları!
Gökte eriyen bir yıldız gibi
Dağların zirvelerine düşeceğim.
Verilse de ölümün iksiri avuçlarıma!
Bilmek, ölüp silinmeyi yenecek
Ve ışık boğacak karanlığı,
Yazılacak kitaplarda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder