Music

20 Ekim 2012 Cumartesi

Yeşil Işık



Yalnızlığın en şık gösterisini kimse yaşamadı henüz
Dünya zamanlarını yuvarlayıp aortlarında, çökmedi kendi köşesine
Ya da bilinen her zan’ın ilk çağrısı gibi kimse koşup gitmedi bir yerlere
Herkes oturduğu yerden seyrederken manzarayı, filmin en coşkulu sahnesinde sessiz
kaldılar
Bilmek, kimi zaman hıncını kendinden çıkardığın bir lanet olabiliyor bence
Ve kimsenin yakinen temasa geçmek istemeyeceği bir zaman püresi gibi muamele gördüğünde de
Kapıların hiçbir suçu yoktur oysa, pencerelerin de
Sayısız yalnızlık manzaralarını izletebilme yeteneğinden mahrum kalmak onların suçu değil
Sizin kapınıza astığınız şenlikli kelebek çiçeklerinin suçu da var demiyorum, İçimin ham kıvamını tutturamadığın için kendini de suçlamamalısın
Belki de dünya böyle bir yerdir, girip çıkarken kimse rastlamaz birbirine
Bu yüzden yalnızlığın ne menem bir şey olduğunun mecburen farkına varırsın
Bazı kimseler gezinirken koridorların sisli manzarasında
Ya hiç ya da heptir diye bir şeyin olmadığını, teki ters dönmüş akıl fukarası
gözlerimden anlarsın, gelene geçene bir iyi niyet perverliği yapmış olmanın hiçbir
anlamı da yoktur oysa ki.
Kötünün, dünyayı terk etmeye niyeti olmadığı gibi, yalnızın da olmaz
Kötücül bir yalnızlığı birbirimizde besleyip dururuz, yılların kaos dolu manzara
göbeğinde
Sizden çok şey öğreniyorum aslında, okul sıralarında öğretmenlerinizin gözlerinin,
size nasıl baktığını anlayabiliyorum, ya da ufak bir çiş molasında
arkadaşlarınıza nasıl sevimli göründüğünüzü de.
Ama bunlar elbette bir yerleşik düzen yaratmıyor size dair içimde
Ve sizin de bazı emellerinizin peşinen ödenmesi fikri bana mantıklı gelmiyor.
Oturmuş kelimelerin anlamını kendi dünyamda deşerken ve belki de çok sıkı
saçmalarken,
Sizin dünyanızdan çaldığım mavi gömleği giyip onunla alışverişe çıkabiliyorum
Rengi biraz atmış ve güneşin keskin ışıklarına maruz kalmış olsa da
O, hala mavi
Birbirinizi itekleyip durmanızın sebebini
Nefes almanın tılsımını çözememiş olmanıza bağlıyorum
Niyetlerinizi daha doğurmadan düşüyorsunuz rahminizden
Bu da berbat bir seks gecesini hatırlatıyor ölü zamana
Birden donan yalnızlığın iri cüssesini kaldırıp atmaya peşinen merak sarıyorsunuz
Biliyorum çok korkuyorsunuz, ben de korkuyorum
Ama beynimde yarattığım iri cüsseli, yeşil kanatlı yaratıklardan değil
Bizzat sizin kendinizden korkuyorum
Hırslarınız boyunuzu aşmış çünkü…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder